Öne çıkan

Bir Başkadır

Üstünden birkaç hafta geçmiş olsa bile sosyal medyada etkisini sürdüren dizi Bir Başkadır hakkında konuşalım istiyorum. Bu sekiz bölümlük mini-dizinin bendeki tesiri oldukça büyük oldu.

Genellikle dizilerdeki terapi sahnelerini izleyemem çünkü ne doğru ne yanlış diye araştırmaya başlarım dizinin kendine has dünyasından uzaklaşırım. Bu defa böyle olmadı. Tüm terapi sahnelerini soluksuz izledim. Bunun en önemli sebebi sanırım seanslarda terapistten çok danışanı dinliyor olmamızdı (Meryemi dinlerken birden Peri’yi Gülbin ile seansında danışan rolüyle görüyor olmamız).

Biraz karakterler hakkında konuşmak istiyorum.

Peri çalışan, şehirli kadının yalnızlığını o kadar güzel vermiş ki. Bakışları, seçtiği kelimeler, giyimi, her şeyiyle insanın kalbini sıkıştırmayı başarıyor.

‘’Hem suçladı hem akladı kendini. Sonra konuşmayalım dedi çıktı işin içinden. O kadar tipik ki.’’ diyen Gülbin. Yaşadığı hayat ve ailesi arasında sıkışıp kalmış bir insan. Ne kendi hayatına, ne de ailesiyle olan yaşantılarına tam uyum sağlayamıyor. Bunun onda yarattığı sessizliği ve öfkeyi izlemek gerçekten çok keyifliydi.

Meryem dizide belki de en çok güldüğüm karakterdi. Bakışları, ince mizah anlayışı ve zekasıyla çok etkileyiciydi. Konuşamadıklarını, açıkça söyleyemediklerini kendine bile ifade edemediği ‘’uygun olmayan’’ ya da ‘’hissetmemesi gereken’’ duyguları içinde öyle çok bastırmış kim vücudu bayılarak tepki veriyor.

Yaşadığı travmayı anlamlandırmaya çalışırken susmuş, çevresinin yardımına muhtaç ama sağlıklı bir yardım alamayan Ruhiye ise bambaşkaydı. Sekiz bölüm boyunca hiç konuşmadan en çok şey anlatan kişi belki de.

Yine neredeyse hiç konuşmadan bakışlarıyla bunalmışlığı veren Hayrunnisa karakterinin ailesinin köye yola çıktığındaki dansı çok şey anlatıyordu.

Depresyonda olan karısı Ruhiye’yi anlamaya çalışan, bir yandan da ekonomik sıkıntılar içinde boğulan Yasin’e hem üzüldüm hem de karısını anlayamadığı için haksızca sinirlendim.

Hayatı mükemmel gözüken fakat aslında her gün aynı şeyi yapan, konuşacak bir şeyi olmayan ‘’boş’’ insanın temsili olan Sinan ise son zamanlarda çok karşılaşmaya başladığımız bir insanı anımsattı bana.

Belirsizliklerle Dolu Bir Dünyada Güvende Hissetmek

Kesinlik ihtiyacı anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve patolojik kıskançlık gibi durumlarda etken faktörlerden biridir.
Belirsizliğe tahammülsüzlük olarak kendini gösterir bu kesinlik arama ihtiyacı. Ne olacağını bilmek, neler olabileceğini tahmin edebilmek için durmadan düşünmek ve bununla ilgili endişeler duymak olarak kendini gösterir bazen. Bazen en ufak bir davranışı bile risk almak olarak görüp harekete geçmeme olarak karşımıza çıkar. Her şekilde ortada bir güvende olmak için her şeye hakim olma ihtiyacı vardır.
Ne yazık ki bu imkansız. Dünya her zaman belirsizliklerle dolu bir yer oldu. Öyle olmaya devam edecek. Bizim dünyayı kontrol edebildiğimiz düşüncesi ise güvende olma ihtiyacından gelen bir illüzyon. Hiçbir şeyden %100 emin olamayız. Önce bunu kabul etmeliyiz ki belirsizliğin arttığı durumlarla başa çıkarken zorlanmayalım. Belirsizliğin kendisi yeterince zor, bir de kesinlik beklentilerimizle daha da zorlaştırmayalım.
▫️Belirsizliğe Tahammülsüzlük Kendini Nasıl Gösterir?
Sürekli bir güvence arayışı.
Tekrarlayan kontrol etme davranışı.
Batıl inançlar, totemler yapmak.
Risk almaktan kaçınmak.
▫️Peki Ne Yapabiliriz?
Bu dünyada belirsizliğin hep olduğunu ve olacağını ve belirsizliklere rağmen kendimizi sağlıklı ve güvende tutabileceğimizi anlamalıyız.
Belirsizliği kabullenmeli, düşüncelerimizde ona yer açmalı ve onunla yaşamayı öğrenmeliyiz.
Belirsizlikler içinde de mutlu olabileceğimizi hatırlamalıyız (çünkü bugüne kadar hep böyle oldu, her şeyin kesin olduğu bir zaman hiç olmadı).
Herkesin aynı belirsizlikler içinde olduğunu, yalnız olmadığımızı ve belirsizliğin insani bir durum olduğunu kendimize anımsatmalıyız.

Yoga ve Ruh Sağlığı

Yoga ve Ruh Sağlığı

📍Yoganın önemi ne yazık ki halen tam olarak anlaşılamamıştır. Oysa birçok bilimsel makalede psikolojiye olumlu etkileri kanıtlanmıştır.
📍Yoga tüm insanlara iyi gelmektedir, ruh sağlığını korumakta, sürdürmekte ve iyileştirmekte olumlu etkileri olduğu birçok araştırma sonucunda anlaşılmıştır.
📍Özellikle depresyon semptomlarına ve somatik semptomlara iyi geldiği bilinmektedir.
📍Yoga yapan kişilerin egzersizleri bittikten sonra kendilerini rahatlamış, sakin ve mutlu hissettikleri bilinmektedir.
📍Yoga kas gücünü, esnekliği, enerjikliği ve uyku kalitesini arttırır. Bununla birlikte hormon seviyelerini iyileştirir, kardiyovasküler aktiviteyi ve nefes alıp verişi düzenler.
📍Stres seviyesini azaltır ve anksiyeteye iyi gelir.
📍Araştırmalar çok kısa bir yoga egzersizinin bile faydalı olduğunu, evde, kursa giderek, spor salonunda yoga yapmanın çok basit ve kişilere iyi gelecek bir aktivite olduğunu söylemektedir.

📖 Kaynak: A Meta-Analysis of the Effectiveness of Yoga on Mental Health; Taking a Dual Perspective of Mental Health. Sjoerd Knobben, 2013.

AS GOOD AS IT GETS FİLMİ HAKKINDA

🎬As Good As It Gets, 1997🎬
📍Bu film Obsesif Kompulsif Bozukluğu olan bir insanın yaşamını anlatıyor. Film bir komedi filmi fakat semptomlarla dalga geçilip yüzeysel bir yerden esprisi yapılmıyor. Aksine, bu semptomların ve kompulsiyonların kişide ve yakınlarında yarattığı zorlanmalar, anlaşmazlıklar ve problemler konu ediliyor. “As Good As It Gets” psikolojik rahatsızlıklara müdahale edilebileceğini ve kişi isterse ve uğraşırsa bu rahatsızlıkların yarattığı problemlerle savaşabileğini vurgulaması açısından umut vaat eden bir film.
📍Obsesif kompulsif bozukluğun kişilerin hayatına etkilerini izlediğim çok güzel bir film oldu. Ayrıca filmde Jack Nicholson’un oyunculuğu OKB’li birini canlandırması açısından çok başarılıydı.
📍Not: Türkçe’ye “Benden Bu Kadar” olarak çevrilmiş. Çok yanlış ve filmin konusundan oldukça uzak olmuş ne yazık ki. Aslında Filmin tam anlamı “olabildiğince iyi” olarak düşünülebilir.

Stresle Nasıl Baş Edelim?

✨Stres, kişinin çevresindeki bir değişikliğe verdiği olumlu veya olumsuz bir tepkidir. Stres her zaman kötü bir şey değildir. Hafif düzeyde stres yaşamak kişi için işlevsel olabilir. Mesela önemli bir sunum yapacak olmak kişide hafif bir strese yol açabilir ve kişi bu sebeple daha iyi hazırlanıp sunumunda daha başarılı olabilir. Strese neden olan durumlar kişiye özgüdür. Herkes için bambaşka durumlar stres yaratabilir. Yani bir insan için olumsuz stres kaynağı olan bir olay bir başkasını hiç etkilemeyebilir.
✨Kişinin yaşadığı olumsuz bir stres uyku problemlerini, sık sık öfkelenme halini, sosyal ilişkilerde azalmayı veya anlaşmazlıkları beraberinde getirebilir. Uzun süreli ve sürekli hayatımızda olduğunda stres günlük yaşamdaki işlevselliğimizi etkileyebilir. Bu nedenle tedavi gerektirebilir.
✨Stresle baş ederken stres yaratan durumları saptamak en önemli adımdır. Daha sonra bu durumlara neyin neden olduğunu ve değiştirip değiştiremeyeceğinizi tespit etme yolu açılmış olur. Eğer stres yaratan bir durum değiştirilebiliyorsa kişi hayatını stresini azaltmaya yönelik yeniden düzenleyebilir.
✨Değişmeyecek bir durumda ise kendini zaman zaman o durumdan uzaklaştırmayı, yardım istemeyi, problemini bölüşmeyi ve kendini rahatlatacak yollar bulmayı deneyebilir.
✨Stresle baş ederken kendimizden ve dünyadan beklentilerimizi araştırmak iyi olabilir. Beklentiler gerçekçi değilse ve olmadığında strese yol açıyorsa beklentileri ve istekleri daha gerçekçi bir hale getirmek de stresi azaltmada yararlı olacaktır.
✨Dinlenmek, düzenli spor yapmak, hobilere vakit ayırmak, ve bunun gibi kişiyi rahatlatacak aktiviteler de stresi azaltmada etkili yöntemlerdir.
✨Eğer kendinizi gün içinde sık sık ve yoğun bir şekilde stres altında hissediyorsanız sizi strese sokan durumları araştırmaya başlamanız ve buna müdahale etmenizde yarar var.

Sağlıklı Bir İlişkide Misiniz?

✨Sağlıklı Bir ilişkide Miyim?

🖊Sağlıklı bir ilişkide:
📍Partneriniz size ve bireyselliğinize saygı duyar.
📍İkiniz de birbirinize karşı açık ve dürüstsünüzdür.
📍Partneriniz size katılmasa bile sizi destekler.
📍İkinizin de eşit miktarda söz hakkı vardır ve birbirinizin sınırlarına saygılısınızdır.
📍Partneriniz çalışmanız, arkadaşlarınız ve ailenizle zaman geçirmenizi anlayışla karşılar. Siz de öyle.
📍Partnerinizle birbirinize hislerinizden korkmadan ve çekinmeden bahsedebilirsiniz.
📍Ne partneriniz ne de siz fazla kıskanç değilsinizdir ve birbirinize başkalarıyla görüştüğünüzde suçlu hissettirmezsiniz.
📍Birbirinizin başarılarını kıskanmaz ve amaçlarını gerçekleştirmede destek olursunuz.
Kaynak: loveisrespect.org

Kitap Önerisi: Hayatı Yeniden Keşfedin

Kendine yardım kitapları…
🌀Belki uzaktan pek işe yaramayan, ‘Şunu yapın hayatınız düzelsin. Bunu yapın ilişkiniz düzelsin.’ diyen kitaplar gibi görünüyor olabilirler.
🌀Ancak kendine yardım kitapları gerçekten insanların ufkunu açabilen, onlara sorunlarına çözüm ararken alternatifler gösterebilen ve onların streslerini azaltabilen araçlar olabiliyor.
🌀Kendine yardım kitaplarından ‘benliğimize’ yardım edebilecek olanı seçmek ise zor. Bu nedenle kendine yardım kitapları önerirken neden önerdiğimi ve kimlere hitap ettiğini de ekleyerek yazacağım.
🔶Önereceğim ilk kitap ”Hayatı Yeniden Keşfedin”. Bu kitabın yazarları Jeffrey E. Young ve Janet E. Klosko. Jeffrey E. Young zaten Şema Terapi’nin babası olarak kabul ediliyor. Şema Terapinin temel ilkelerini kullanarak oluşturulmuş bu kitapta insanlara tekrarlayan yaşam örüntülerini fark etme ve buna sebep olan şemaları düzeltmeye yardım etme fırsatı sunuluyor.
🔶Şema terimi, bilişsel psikolojiden gelir. Şemalar çocukken öğrendiğimiz, kendimiz ve dünyaya dair katı inançlarımızdır. Şemalar bize tanıdık geldiği için bizi üzse bile onlardan vazgeçmekte zorlanırız.
🔶Kitapta bahsedildiği üzere ‘Şemalar düşünce, duygu, davranış ve ilişki kurma biçimlerimizi etkilerler. Öfke, üzüntü ve kaygı gibi bazı güçlü duyguları tetiklerler.’
🔶Kitap hangi şemalarınız olduğuna dair bir test barındırıyor ve ona göre sizi yönlendiriyor.
🔶Kitapta bahsedilen bazı şemalar: terk edilme, duygusal yoksunluk, dayanıksızlık, yüksek standartlar ve boyun eğicilik.
🔶Eğer siz de hayatınızda tekrarlayan örüntülere takılıp kaldığınızı düşünüyorsanız okumanızda yarar var!

✨Sağlıklı Bir ilişkide Misiniz?

🖊Sağlıklı bir ilişkide:
📍Partneriniz size ve bireyselliğinize saygı duyar.
📍İkiniz de birbirinize karşı açık ve dürüstsünüzdür.
📍Partneriniz size katılmasa bile sizi destekler.
📍İkinizin de eşit miktarda söz hakkı vardır ve birbirinizin sınırlarına saygılısınızdır.
📍Partneriniz çalışmanız, arkadaşlarınız ve ailenizle zaman geçirmenizi anlayışla karşılar. Siz de öyle.
📍Partnerinizle birbirinize hislerinizden korkmadan ve çekinmeden bahsedebilirsiniz.
📍Ne partneriniz ne de siz fazla kıskanç değilsinizdir ve birbirinize başkalarıyla görüştüğünüzde suçlu hissettirmezsiniz.
📍Birbirinizin başarılarını kıskanmaz ve amaçlarını gerçekleştirmede destek olursunuz.
Kaynak: loveisrespect.org

Hayatı Kaçırma Korkusu

fotoğraf: pinterest

⌚️HAYATI KAÇIRMA KORKUSU⌚️

📱Sosyal medyanın sebep olduğu sorunlardan biri de “Fear of missing out” (FoMO) yani “Gelişmeleri kaçırmaktan korkmak”. Her şeye yetişmeye çalışırken, her şeyi görmeye çalışırken geliştirdiğimiz korkuya bu ad verilmiş. En yeni fotoğrafları, en son çıkan haberleri kaçırmaktan endişe duyuyorsanız siz de bu korkuyu sahiplenmiş olabilirsiniz.
📱Sosyal medyada her şey çok güzel, herkes çok mutlu, herkes geziyor ve eğleniyor; tüm bunları yaparken de mükemmel bir işleri var ve çok çalışıyor… En azından bizim gördüğümüz böyle. Bu da doğal olarak kişilerde bir şeylere yetişmek isteği uyandırıyor. Neden biz de hem çok çalışıp, hem her şeyi görüp, hem kendimize sürekli zaman ayırıp hem de sürekli gezmeyelim ki? Yapamayız! İşte “Fear of Missing Out” da bu noktada devreye giriyor olmalı.
🖥Bunu yaşıyorsanız bir çözümü var. Hem de çok basit bir çözüm. İsmi “Joy of Missing Out” yani “gelişmeleri kaçırmaktan keyif almak” Telefonu kapatıp, kaçırdığımız şeylerin keyfini çıkarmak ve kendimize odaklanmak… Her an yanlış bir şey yapıp yapmadığımızı veya bir şey kaçırdığımızı düşünmek yerine anımızdan keyif alarak kaçırdıklarımızı da keyifle kabullenmek çok güzel bir fikir gibi geliyor! Bu sayede hayatta biraz durmak, yavaşlamak, insani ilişkilere odaklanmak, kendimize sosyal medya molaları vermek fırsatını yakalarız. Anda kalırız, anları kaçırmayız. Mesela yılbaşına girerken o anı sosyal medyadan çekmek yerine o anda gerçekten bulunup tadını çıkarırız. JOMO güzel bir fikir gibi geliyor, değil mi?
📲O zaman hayatı kaçırmaktan korkmak yerine kaçırdıklarımızla ve yetiştiklerimize hayattan keyif almayı bilelim.

Kaynak: Psychology Today

Panik Atak

🌀“Panik Ataktır, Geçer.”🌀

Merhaba, son zamanlarda herkesin dilinde olan ‘panik atak geçirmek’ kavramından bahsetmek istiyorum.
🌀Bu kadar çok bahsi geçen bir kavramın yanlış bilinen yönleri olduğunu söylememek imkansız.
🌀Bunlardan bazılarını beraber inceleyelim. 🤗
📍Öncelikle panik ataklar öylesine gelip gitmezler.
📍 Ne yazık ki “Panik atak geçiriyorsundur, bir şey olmaz.” Cümlesini sıkça duyar olduk. Panik atak öyle kolayca geçip gitmez.
📍Panik atak çoğu psikolojik rahatsızlıkta görülebildiği gibi (Obsesif Kompulsif Bozukluk, Yaygın Anksiyete Bozukluğu gibi), hiçbir psikolojik rahatsızlığı olmayan bir kişi de panik atak geçirebilir.
📍Panik atak ve Panik Bozukluk aynı şey değildir.
📍”Panik Bozukluk” yineleyen ve beklenmedik panik atakların yaşandığı, birden bire büyük bir içsel sıkıntının ve korkunun hissedildiği bir rahatsızlıktır.
🌀 Belirtileri
📍Çarpıntı
📍Terleme
📍Titreme
📍Nefes almada güçlük
📍Göğüs ağrısı
📍Bulantı
📍Karın ağrısı
📍Ateş basması
📍Uyuşma
📍Bayılma, kalp krizi geçirme veya çıldırma korkusu
📍Ölüm korkusu
Eğer böyle bir durum yaşıyorsanız ve hayatınızı etkilemeye başladıysa yardım almanızı öneriyorum.